TR | EN
Hükümet 10.11.2002

Hükümet 10.11.2002

Gerçekten �saf� mıyız göreceğiz sonunda

 

Genç Parti

Genç Parti'nin meclise girememesi iyi oldu kuşkusuz. Ancak buradan çıkacak sonuç, bu işler reklamla olmuyor değildir. Sıfırdan geldikleri nokta çarpıcıdır. Partilerin yapması gereken,  yetkin iletişim takımlarını bir kaç ay içinde belirleyip gelecek seçimler için şimdiden kolları sıvamaktır. Diğerleri GP'nin iletişimle yarattığı farkı kapatırlarsa GP diye bir şey de kalmaz zaten. 

 

Çocukluğumuz öcülerle geçti. İlkokulda Yunanlıların İstanbul ve Ege'de gözü var diye korkuturlardı. Gençliğimde Rusların tarihi sıcak denizler sevdası komünizm tehlikesiyle, ama en çok da namus elden gidecek hikayeleriyle birleştirilip sunuldu. Sonraki yıllarda aman bölünüyoruz diye korkutulduk. Onun üstüne de uzunca bir süre laiklik elden gidiyor, şeriat düzeni gelecek diye... Arada İran, Suriye, Irak gibi komşularımızdan gelmesi muhtemel  tehditleri de hatırlıyorum. Korkuyla büyüdük ve bu tehditlere karşı alınan önlemler hem ülkenin önünün tıkadı, hem de kaynaklarını emdi. Korkmayalım, demokrasi Türkiye'ye bol değildir diyen insanlar da tehlikeyi görememekle, saflıkla (naive) suçlandı durdu. Elimizde gizli istihbarat raporları da olmadığından, o kuşkuyu küçücük de olsa taşıdık durduk içimizde. Şu sıralar ben Türkiye'nin geleceği için oldukça umutluyum gerçekten saf olup olmadığımızı göreceğiz diye de seviniyorum.

Beynimize yerleşmiş korkulardan olsa gerek şu sıralar herkes yeni hükümete aman ha diye uyarılarda bulunuyor. Bugün ben de benzer bir şey yapacağım ancak iyi bildiğimi düşündüğüm bir kaç spesifik konuda görüşlerimi açıklama mahiyetinde yapıcı katkılar olacak.

Türkiye çay-sigara ülkesidir ve bu alanlardaki Türk markalarının durumu giderek kötüleşmektedir. Mesut Yılmaz'ın gitmesiyle çayda işlerin düzelme ihtimali doğmuştur. Çay pazarı, bisküvi ve gazlı içeceklerle birlikte Türkiye'nin en büyük gıda pazarlarından biridir ancak sektör neredeyse hiç vergi üretmez, iletişim dünyasına, perakende kanallara, medyaya katkısı sıfıra yakındır. Çaykur rasyonel çalışmaya başlarsa onunla birlikte tüm sektör kar etmeye, vergi vermeye, marj üretmeye ve markalarını güçlendirecek iletişim çalışmalarına başlar.   

Sigarada markalarımızın durumu vahimdir. Özelleştirme ne zaman gerçekleşir bilemiyorum. Tekel kadrolarının tek sorunu dürüstlük değildir, işi bilmek de önemlidir. Pazarlama ve marka yönetiminin en iyi uygulandığı şirketler P&G, Unilever gibi çok uluslu tüketim devleridir. Tekel mutlaka buralardaki birikimlerden yararlanmalı, çağdaş marka yönetimini bilen kadroları bir şekilde işe dahil etmelidir. Aynı şekilde içki de önemlidir. Ekonomik sıkıntıdan dolayı alkolizm batağına düşen insanların ülkede işler iyiye gittikçe daha sağlıklı ve üretken hale gelmeleri beklenmeli ve hedeflenmeli ancak öbür tarafta ciddi ve karlı bir tüketim alanı hep olacaktır. Hükümetin alkollü ürünler pazarına ilgisiz kalması ciddi bir gelir kaybı ve pazarı yabancı markaların doldurması anlamına gelir. Çözüm burada da çağdaş pazarlama ilkelerinden ve birikiminden yararlanmaktır. Her iki alanda toplam tüketimin düşürülmesi de yine profesyonelce yürütülecek iletişim çabalarına bağlıdır.

Şans oyunları da benzer karakter taşır ve çok daha karlıdır. Milli Piyango, Spor Toto ve hatta Sayısal Loto beceriksizlik sonucu bitme noktasına gelmiş, altın yumurtlayan tavuk kesilmiştir. Yapılan kesintiler yüksek, ödül tasarımı kötü, dağıtım ve iletişim çalışmaları çağ dışıdır. Hükümetin bu konulara soğuk durması insanları atyarışlarına, TV kanallarının yarışmalarına ve giderek gerçek kumara teşvik eder. Yapılması gereken, çağdaş pazarlama teknikleriyle Milli Piyango gibi nispeten masum şans oyunlarının cazibesini artırıp halkın içinde var olan oyun isteğini ülkenin ve hükümetin yararına kanalize etmektir.

Türkiye'nin artık tesislerden önce markalara ihtiyacı vardır. Muhafazakar sermayenin üretim tesisi yatırımı yapıp, bunu pazarlamayı ve hizmet sektörünü fazla önemsemediğini biliyoruz. Geçmişteki ağır sanayi hamlesini artık kimse hatırlamak istemese de yurtdışından toplanan paralarla orta Anadolu'da kurulan ve çalıştırılamayan un, makarna, bisküvi fabrikaları ortadadır. Özellikle tekstil ve turizmde tesis yatırımyla birlikte markalaşma çabaları da teşvik edilmelidir diye düşünüyorum.