TR | EN
Rinso 20.10.2002

Rinso 20.10.2002

Deterjan yazmak istiyorum

 

Kişisel Değerlendirme Rinso

1......10

Vurucu

6

Tek fikir üzerine kurulu

8

Hedef izleyiciye uyar

8

Ürün filmin kahramanı

7

Zevkle izlenir

     6

Markayı güçlendirir

9

 

 

Biz bugün yine ders yapalım. Normalde reytingimi artırmak için güncel konulara girmem gerek ama günümüzün popüler başlıkları hem canımı sıkıyor, hem de okuyucuya fayda sağlamayacak konularda aklı başında herkesin bildiği gerçekleri tekrarlayıp ne olacak bilemiyorum. Orhan Pamuk'un Kar adlı romanı hakkında yazmıştım. Ahmet Altan'ın Aldatmak'ı hakkında da yazmak isterdim ancak okumadan yazınca Fatih Altaylı durumuna düşmek var ve şu sıralar o romanı hiç okuyasım yok. Pazarlamacı olarak yüz otuz bin satmasından memnunun ayrı konu.

Siyasi reklamlar hakkında birşeyler yazmam lazım ama o zaman da gidip Genç Parti'yi övmek var. Ne yani, hala otobüsleri giydirip, sokaklarda bangır bangır müzik çalarak seçmenin aklını çeleceğini zannedenleri mi yazayım? Ya da seçime bir ay kala ajans seçimi yapan partileri mi? Yoksa Derya Tuna'nın vuruluşu ile eski Yeşilçam senaryoları arasındaki paralelliğe dikkat çekip sosyolojik tahlillere mi gireyim? Yıllarca halk bunu istiyor diye pompalanan televole kültürünün derinden getirdiği tepkinin gelecek ay başlayacak AKP iktidarına sağladığı altyapıyı kurcalamalı diye başlamıştım bir başka cümleye ama Perşembe günü Ertuğrul Özkök aynı mevzuya girerek konumu çaldı? Haftalık yazmanın olumsuz tarafı işte.

Aslında geçen yıl fiziksel yıkımını yaşadığımız krizin psikolojik tahribatının şimdilerde ortaya çıktığını ve toplumca çıldırdığımızı söylemeyi planlıyordum ama dünyada patlayan bombaları ve yakın gelecekte dibimizde patlayacak bombaları düşündüğümde bunun bize has bir durum olmadığı noktasına geliyor ve tıkanıyorum.

Yok yok ben bugün kendimi iyi hissetmek için deterjanlar dünyasına girmeli, bilime sarılmalıyım. Ne garip değil mi, on sene önce deterjan reklamları sinirlerimizi bozar, bizi gererdi. Şimdi rahatlamak için deterjan reklamı öneriyoruz. Dünya mı kötüleşti yoksa deterjan reklamları mı düzeldi? Sanırım her ikisi de. Gerçekten de son dönem deterjan reklamları eskiye göre daha izlenebilir durumda. Ayrıca çoğu burada geliştirilmiş ve yerel ünlülerle çekilmiş işler olduğundan iğreti durmuyor.

Öte yandan, deterjan reklamları ne kadar tekamül etse de iletişim dünyamızda tartışılabilir. işler seviyesine gelemiyor; düşük seviyeli, aşağılık konumunu sürdürüyor. Halbuki onlar için harcanan paraya baktığımızda sektörün motoru olduğunu görüyoruz. Aslında neden tartışılmıyor biliyor musunuz? Çünkü bu reklamlar etkili, iş yapıyor ve bu durum araştırmalarla düzenli olarak tespit ediliyor. Yani reklamcılarımıza kişisel kanaatlere dayalı geyik malzemesi üretme ihtimali vermiyor. Örneğin bu yazıya konu olan Rinso reklamı da insanın hoşuna gidiyor şeklinde bir nakarat ile bitiyor. Bunun adı literatürde self expressive benefit. Biz kişisel fayda olarak tercüme ediyoruz. İlk defa bu kadar direkt ifade edildiğini görüyorum. Genelde reklamdan dolaylı olarak alınır o duygu. Bir markanın tüketiciye olan vaadlerini özetleyen değer önerisinin (value proposition) son halkasıdır. Diğerleri fiziksel ve duygusal faydadır.  

İşin nihayetinde, yani tüketici o ürünü kullanıp fiziksel ve duygusal anlamda tatmin yaşadıktan sonra kendini nasıl hissedeceğini anlatan kısmıdır. Çoğu zaman iyi anne veya baba olma, kendine duyulan özgüven, takdir edilme gibi temalar işlenir. Bahsi geçen Rinso reklamı da tertemiz, bembeyaz çamaşırlara ulaşmanın yarattığı mutluluk ve çevreden gelen takdir mesajlarının insanı hoşuna gittiği fikri üzerine kurulu. Daha önce de benzer işler yapılmıştı kuşkusuz ancak bu temalar tüm dünyada aynıdır ve bir çok reklam son noktada aynı kapıya çıkar.  

Küçük veya büyük, marka sahibi herkesin düşünmesi gereken bir şey var; Markanız insanlara fiziksel ve/veya duygusal ne yarar sağlıyor, sonunda tüketicimiz kendisini nasıl hissediyor? Net bir cevabınız yoksa biraz çalışmak lazım.