TR | EN
Gofret 30.09.2001

Gofret 30.09.2001

Gofret             

  1. Kişisel Değerlendirme     E-kolay     Genel Sigorta     DYO
  2. Vurucu    
  3. Tek fikir üzerine kurulu    
  4. Hedef kitleye uyar    
  5. Ürün filmin kahramanı    
  6. Zevkle izlenir    
  7. Markayı güçlendirir    



Bir süre önce, görüşlerine çok değer verdiğim deneyimli bir reklamcı arkadaşıma yazılarımı nasıl bulduğunu sormuştum. Genel olarak beğendiğini, ağırlıkla iyi işleri değerlendirdiğimi, eleştiri dozunu dengeli tutmaya çalıştığımı ve gereğinden yüksek notlar verdiğimi ancak yapmaya çalıştığım işin hassaslığını ve piyasayı göz önüne aldığında buna hak verdiğini söyledi ve ekledi: "Tamam sen de bu camianın bir üyesisin ve herkesi karşına almak istemezsin ama arada sırada bizim gofretlerimizi vermeyi de ihmal etme."

Daha sonra buna benzer birkaç kritik daha aldım. İşlerin genelde iyi yönlerini öne çıkartıp eleştirilerimi bunların arasına serpiştirdiğim gibi. Bu kesinlikle gerçek hayatta yaptığım şeyin aynısı. Yani bir ajans sunum yaptığında öncelikle beğendiğim yerleri söyler, sonra varsa kuşkularımı ve yanlış bulduğum şeyleri eklerim. Kişileri değil fikirleri hedef alırım.

Ancak yazarlığın farkı, okura karşı bir sorumluluk boyutu olması. Arada sırada çok da eyyamcı olmadığımızı göstermek mecburiyeti var. Hatta beni kişisel olarak tanımayan onca kişi gözünde objektifliğimi gösterme durumu da söz konusu.
İşte bu duygularla bir süredir şişe takıp kızartacak bir reklam arıyor, reklam kuşaklarını o gözle izliyorum. Geçen ay kurbanımı buldum; E-kolay. Ancak o gün bu gündür bir daha rastlamadım. Daha sonra Genel Sigorta`nın "güven" temalı reklamlarına takıldım. En son olarak da DYO reklamına. Sonunda üçünü birden değerlendirmeye karar verdim. Böylece eleştiri yükünü üçe mi bölmüş oluyorum yoksa bir yerine üç düşman mı kazanıyorum emin değilim.
İnanın kızartmaya karar verdiğim bu üç reklamın da hangi ajansın işi olduğunu bilmiyorum. Bu sizi şaşırtmasın çünkü çok ses getiren büyük işler dışında ajansların müşterileri konusunda cahil sayılırım. Hangi reklamı hangi yönetmenin çektiğiyle ise hiç ilgilenmem.
Gelelim ilk reklama. Bahsi geçen reklamda toplumun değişik kesimlerinden insanlar isteklerinden bahsediyorlar. Yere düşen boksör şevkat isterken, resim yapan kadın sergi açmak istiyor ve bu istekler baygınlık verene kadar sürüyor. Sonuçta şöyle düşünüyorsunuz; bu kadar farklı kesimden insanın isteklerini gerçekleştirecek tek bir ortak şey var, o da para. Yani bu reklam olsa olsa Milli Piyango veya bir bankanın kredisinden bahsediyordur derken bir de bakıyoruz bir internet portalı E-kolay. Tam kel alaka.
Reklam, başta azıcık çektiği ilgiyi sadede gelmeden dağıtıyor. Sıkıcı ve kötü çekilmiş. Reklamda anlatılmak istenenle marka arasındaki ilişki çok zayıf. Ciddi bir değer önerisi (value proposition) yok, olsa da ürünle ilgisiz.

En önemlisi E-kolay markasının Kemal Sunal ile yarattığı marka kişiliği ve hedef kitle profilini, yani atlımış temeli yok sayıyıor.
İkincisi "güven" kelimesinin farklı dillerdeki anlamlarını veren Genel Sigorta reklamı. Her şeyden önce bu fikir daha önce çok kullanıldı. Adım Güven olduğu için biliyorum. Bir gün kullanırım veya sırf genel kültür olsun diye bu raklamların çoğunu kesip sakladım. Haydi diyelim eski reklam zaman aşımına uğradı (aslında bu tür benzerliklere pek takılmam) ama bu öyle esinlenecek veya tekrarlanacak kadar yaratıcı bir fikir değildi ki. Neden herkes gelip buna takılıyor anlamıyorum. Üstelik firmanın adı Genel Sigorta ve adı Güven Sigorta olan başka biri daha var. Sizce kimin reklamı zanneder insanlar? Tabi burada sorulacak esas soru Yapı Kredi Sigorta`nın sahibi olan Çukurova Grubu`nun temelde bir farkı olmayan ikinci bir sigorta şirketini neden portföyünde tuttuğu ki, bu da ayrı bir yazı konusu.

Üçüncüsü DYO. Ne kadar anlamsız bir reklam.Meğerse Türkiye`de boyanın adı DYO olmuş. Hadi ya, bir şey mi kaçırdık acaba? Bu reklam, pazarın abisinin yeni yetme Filli Boya ve Marshall`ın yaptığı iletişim atakları sonrasında bozulan façasını düzeltmeye yönelik bir tepki kampanyası gibi görünüyor. "Heyt ulan, bizden sorulur buralar!"
Ancak ne söyledikleri, ne de bütçe yetersizliğinden olsa gerek söyleyiş şekli hiç inandırıcı değil. Hem pazara adını verip, hem de rakipleriniz kadar bütçe üretemiyorsanız ortada ciddi yönetim hatalarım olsa gerek.
Mangal partisi burada bitiyor. Ya da gofret, ismini siz verin. Beğendiyseniz yazın. Belki daha sık tekrarlarız.