TR | EN
Havacılık Sektörünün Kategorik İletişim Zorlukları 04.12.2010

Havacılık Sektörünün Kategorik İletişim Zorlukları 04.12.2010

Başlık yanıltmasın, havacılıkta reklam nispeten kolay. Ülkenin bayrağı (THY, Air France), Hizmet Manyağı (Singapore, Virgin) veya Low Cost Airline (Easyjet, Pegasus) gibi bir kaç global pozisyon ve bazı niş alanlar (Bölgesel uçan Bora Jet gibi) var. Onlardan birini ve yeni destinasyonları anlatıyorsun. Üstüne Kemal Kostner gibi bir ünlü bulup bir kaç sponsorluk anlaşması yaptın mı tamamdır.
Ancak iletişimin PR tarafı, özellikle de kriz yönetimi çok zor. Medyanın olumsuz haber verme iştahı obezite seviyesinde. Havada ölme ihtimali yok gibi ancak muhtemel bir kazanın dehşeti nedeniyle olsa gerek, insanlar yıllardır korkutuluyor. Karayolları mezbaha gibi ama herkes uçaklardaki vukuatların peşinde. Havaalanlarındaki aramalar, uçaktaki önlemler, anonslar, can yelekleri, oksijen maskeleri filan… Medya dışında sektör de ciddi bir korku pompalıyor. Eskiden gelen bir sürü alışkanlık sorgulanmadan devam ediyor.
 
Medyanın Bakışı
10 Eylül 2010 tarihinde tüm gazetelerin sürmanşetinde THY uçağının Londra’ya inmek üzereyken küçük bir jet ile karşı karşıya gelmesi haberi yer alıyordu. Sonuçta iki uçak arasında yarım mil kalmış ve pilot duruma uyanıp manevra yapmış. Bırakın yaralıyı, heyecan yapan bile yok. İlginç olan ise  olayın 27 Temmuz tarihinde gerçekleşiyor olması. Yani birisi vukuatı elli gün sonra öğrenmiş ve bu haberi ilk sayfadan vermekten çekinmemiş. Karayolunda olmuş bitmiş kazalar bile artık haber olmuyor, havacılıkta iki ay önceki kaza ihtimali sürmanşet. Haksızlık değil mi?
Şimdi karayolunda böyle bir haber neye benzerdi tahmin etmeye çalışalım:
·         Kamil Koç şoförü Ercan abi geçenlerde karşıdan gelen kamyonun şoförünün uyuduğunu anladı ve selektörle uyararak uyandırdı. Faciaya engel olan Ercan Kaptan, kamyon şoförlerinin yeterince uyumadan sefere çıkarıldıklarını söyledi.   
Aynı şekilde Qantas havayollarının 433 yolcusuyla Singapur’dan Sydney’e giden uçağının motoru Batam adası üzerinde parçalanıyor. Uçak Singapur’a zorunlu iniş yapıyor ama yaralı dahi yok. Peki bu haber nerede? 5 Kasım günü Türk gazetelerinin manşetinde. Benzer bir olayı karayoluna taşıyalım.
·         Malezya’daki Oz Saravak turizmin iki katlı otobüsünün otobanda lastiği patladı. Büyük panik yaşayan yolcular birbirlerine sarılarak duaya başladı. Ancak kazada yaralanan dahi olmadı. İlk benzin istasyonunda lastiği tamir ettiren şirket yolculara da bedava yeşil çay ısmarladı.
Böyle bir haber olur mu? Olmazsa havayolunun günahı ne? Yoksa bu da mı karayolu lobisinin işi? Ulan ne lobiymiş be!
 
Sektörün Yanlışı
Peki medya hiç sorgulamadan haber yapıyor da havacılık sektörü de kendi ayağına sıkarak bunu biraz hak etmiyor mu?
Örneğin her uçuşta yapılan anonslar; Yok denize düşen uçaktan nasıl çıkacağız, yeleği nasıl şişireceğiz filan. Daha kafadan insanları şartlıyorlar “bak bu düşebilir ha” diye. Acaba sivil havacılık tarihinde şimdiye kadar kaç uçak düşerken temiz bir şekilde denize süzüldü de bu anonsları iyi dinleyip can yeleğini takarak açılan bottan kaç kişi düzgün bir şekilde kaydı? Daha doğrusu, kaç kez böyle bir şey yaşandı da bu anonsları iyi dinlemediği için biri hayatını kaybetti. Uçak denize konmuş, kapılar açılmış. İnsanlar o yelekleri kargo bölümündeyse bile bulur takar. Bulamasa da bilmeyen bile can havliyle yüzme öğrenir o anda.   
Dünyada her yıl 35 milyon uçuş gerçekleşiyor ve ölümcül kaza oranı 1.5 milyonda bir. Yani yılda yirmi kadar ölümlü uçak kazası oluyor ve ortalama 500 kişi ölüyor. Toplam uçan sayıcı ise 2.5 milyar. Ölüm ihtimali beş milyonda bir. Sayısalda büyük ikramiye çıkma oranı kadar. Kaza yapan uçaklar da denize filan süzülmüyor, doğrudan çakılıyor. Yani o talimatları can kulağıyla dinleyip iki saniyede cenin pozisyonuna girsen dahi yapabileceğin bir şey yok. Eşhedüenlailahe…
Peki neden bu garip durum? Üç kişiyi kurtaracağız diye onca tantana. Sektör kendine sormalı. Ya da gelişmiş ülkelerde her yıl nüfusun onbinde birinin öldüğü karayolu taşımacılığında da benzer anonslar olmalı:
·         Sayın yolcularımız, eğer bi kaza olursa araçtan itişmeden çıkın. Kapıya yakın oturanlar çıkış işini organize etsin. Bu görevi üstlenemeyecek olan embesiller önceden muavine haber versin de yerini değiştirelim. Yaralı varsa sakinleştirici şeyler anlatın. Ölürse bir Fatiha okuyun. Cep telefonunuzla yakınlarınızı arayın. Telefonu önce siz kullanın, sonra çocuklarınıza verin.
 
Yıllardır hiçbir uçağın kaçırılmadığı sektörde insanlar donlarına kadar aranmaya tepki vermeye başladılar. Birileri de şu konuları gündeme getirse fena olmaz.