TR | EN
Bullets 01.06.2011

 

·         İstanbul Shopping Fest bittikten sonra pek bir açıklama/alkış duymadık. Beklendiği gibi sonuçlanmadı mı acaba? Kurcalamadım çünkü bu tür projelerin arkasında iyi niyetle durmak,  süreklilik kazandırmak gerekir. Bizim piyasalarda ortak iş yapma kültürü ve pazarlama odaklı düşünce henüz emekleme safhasında. Bir de bu sene hazır giyimciler sıkıntılıydı; Ne kışı yaşayabildiler, ne yazı. Ancak bu tür projeler desteklenmeli, arkasında durulmalı. Sağlam analizler yapıp ders çıkarılmalı. İhtiyaca göre farklı alanlarda destek alınmalı. 2012 hazırlıklarına yarın başlanmalı. Bölgenin yükselen cazibe merkezi İstanbul’un böyle bir şeye ihtiyacı var.  

·         Ajda Pekkan for Twist, Türkiye’de doğru yapılan ilk marka lisanslama işi olarak pazarlama tarihine yazılacak gibi görünüyor. Yetmişlerdeki Ajda Pekkan çarşafları ticari başarı kazanamasa da öncülüğü hayranlık vericiydi. Takip eden otuz senede yapılan çok sayıda amatörce denemeden sonuç alınamadı ama çok iyi kotarılan bu milat projeyle son noktayı yine Süperstar koydu. Bravo. Ürünler Ajda tarafından değil, Ajda’nın tarzından esinlenen profesyonellerce tasarlandı ve akıllıca satışa sunuldu. Lisanslamanın, ürün üzerine artiz resmi basmaktan öte bir iş olduğu (sanırım) anlaşıldı.

·         Hazır giyimden başlamışken Mavi ile devam edelim. Ali Taran ajansı kapayınca, evden çalışma numarasıyla yavaş yavaş işten elini ayağını çekecek diye düşünmüştük. Bir yandan da jüri işleri, Acun ile ortak proje lafları, çürük elma adayı Aref reklamı filan… Artık emekliye ayrılıyor derken bir Mavi reklamı patlatıyor usta ve başa dönüyoruz. Ben çok beğendim. Kıvanç bey oğlumuzun çanta merakı yeni maceralara koşacak ve Ali abi de bir yere gitmeyecek anlaşılan. Acun’un ortak işlerde pek paylaşımcı olmadığını da çıtlattılar galiba arada.   

·         Kazancın paylaşımı deyince aklıma Muhteşem Yüzyıl geldi. Dizi tuttu, iyi para kazanıyor herhalde. Gözümüz yok da, madem maya tuttu, biraz elinizi cebinize atıp bol figuranlı zengin sahneler de çekseniz. Şöyle eski İstanbul manzaralarını çeşitleseniz, biraz daha animasyon, biraz daha figurasyon olsa da görsel açıdan TRT tarih belgeseli çıtasını aşsak, küresel oyuna dahil olsak artık. Başka ne zaman olacak bu iş? Troy’u, Gelibolu’yu gavur çekti, biz haremde müsamereye devam.

·         FOX memlekete gelince ilkeli ve sabırlı davranır, piyasaya yeni şeyler öğretir beklentisi içine girmiştim. Başlardaki gibi stratejik düşünüp önce beşinciliği sağlama almalarını, sonra da adım adım yukarı tırmanmalarını ve özgün bir pozisyon sahiplenmelerini beklerdim. Bunun yerine, piyasanın ezberlerini kabul ettiler. Yerli diziler ve ucuz magazin programları. Evet, bu sene payın arttı ama onların dümen suyunda giderek ilk üçe giremezsin FOX. Bu ülkedeki şark kurnazlarıyla aşık atamazsın. Bildiğini yapman, oyunu değiştirmen lazım.

·         Farkında mısınız, Ahmet Hakan düz yazı yazamaz hale geldi. Eskiden nesir yazar, arada birkaç tane maddeli (bullet bullet) metin girerdi ama artık her şeyi maddeler halinde yazma tuzağa düştü. Beş-on maddeli Amerikan formatı arada iyidir ama tamamen buna geçersen ne üslup kalır ne iz. Kendisine “Bullet Ahmet” unvanını uygun gördüm; Kimse sahiplenmesin, ben buldum!

·          Babamın gazetesi ve tam kırk yıldır kesintisiz takip ettiğim tek yayın organı Milliyet’teki gelişmeleri iyimser bir merakla takip ediyorum. Gözüm üzerlerinde. Karacan ailesi himayesinde Abdi İpekçi tarafından yerleştirilen değerlerini bunca yıl koruyabilmiş nadir markalarımızdan biri olan Milliyet’e zarar verecek tek bir hareket görürsem Allah yarattı demem (kurşunu bırakır) topa tutarım walla. Ona göre.

·         Son yıllarda yepyeni sponsorlar atladı iletişim sahnesine. Özellikle sportif konularda ülkeye sağladıkları destek için teşekkürler. Ancak ismini vermek istemediğim yeni sponsorların bu işlere yukarılardan gelen telkinlerle girdiği hissi oluşuyor insanda. O yüzden iğreti duruyor, entegre bir iletişim çalışmasından ziyade zorla verilmiş para gibi görünüyor. Madem bu harcamalar yapılacak, marka iletişimlerine 360 derece bir bakış atmalarını, markalarını iyi yönetmelerini hararetle öneririm. Ne demiş Toto Kutunyo ünlü şarkısında; Lasciatemi cantare, yani “bırakın şarkımı söyleyim”.

·         Reklamlarda Lira yerine hala “TELE” diyenler var. Yok kardeşim böyle bir ifade. Nerenizden uyduruyorsunuz? YTL varken YETELE dediniz. Şimdi de TL karşılığı TEELE. Ne sosyal sorumsuz bir tayfaymışsınız siz reklam yazarları yahu? Ne dil umurunuzda ne de herhangi bir sosyal mesele. Neredeyse bütün inşaat projelerine İngilizce adlar vermeye de devam ediyorsunuz. Ne demişti Recep İvedik? Neyse, söylemiyim.