TR | EN
Spor Marka - 1 (Yeni Dizi) 01.03.2009

Spor Marka - 1 (Yeni Dizi) 01.03.2009

 
Yeni Dizi
  
Pazarlama disiplini tüm dünyada spora büyük katkı sağladı. Markalarla spor dalları ve sporcular arasındaki doğru eşleşmeleri yaparak dev bir endüstri yarattı. Eski “olimpiyat ruhu”  biraz zarar gördü belki ama dünyada paranın bu kadar bollaşmasının “yozlaştırmadığı” bir alan kaldı mı zaten? Doktorlardan sanatçılara, şirket yöneticilerinden resmi görevlilere herkes biraz daha tüccarlaşmadı mı son yüzyılda? Peki bunun dönüşü var mı? Yok. İnsanlık toplu halde zenginleşme yönünde tercih kullanıyor ve bunun sonucunda çevreyi de değerleri de yıpratıyoruz. Hemen suçluluk duymayın canım; bu sadece bizim nesle ait bir şey değil. İnsanoğlu tarımı öğrendikten sonra dünyanın ormanları en büyük talanı yaşamıştı mesela. Atalarımız para (mal) için savaş çıkartır, adam öldürürlerdi. Biz iyi sayılırız.
 
Kaldı ki bana sorarsanız, paranın spora girmesi, örneğin paranın tıbba girmesi kadar zarar vermiyor toplamda. Bugün dünyada en çok paranın döndüğü Amerikan Basketbol ligi NBA ve İngiltere Premier Ligde en iyi atletler yarışıyor ve etik değerler oldukça yüksek. Çünkü spora destek olan sponsorun en büyük beklentisi de spora ait “yüksek” değerlerden kendi markası adına yararlanmak. Bakmayın siz bizim ülkedeki garip güç dengeleri ve çarpık finansal ilişkilere, etkisiz ve yetkisiz sponsorlara…
 
Neden Bu Diziye Başladım?
Birincisi bu işte hepimiz için ekmek var. Şirketim yavaş yavaş sektöre ısınıyor. O yüzden “adam bu işten fayda sağlayacak” diyenlere peşinen cevabımı vereyim. Evet. İnşallah.
 
İkincisi memlekete, ekonomiye, iş fırsatlarına ait tezlerimin birçoğu sporda, özellikle de futbolda test edilebilir mahiyette. Örneğin ekonominin her alanındaki İstanbul bağımlılığının ülkeye verdiği zarar ve buna karşı Anadolu’dan yeşerecek yeni girişimler için en büyük moral desteği süper lig kupasını kaldıracak bir Anadolu takımı olacaktır. Emsal oluşturacaktır.
 
Üçüncüsü, ekonomik krizle ilgili görüşümü daha önce yazmıştım. Ülkenin ihtiyacı olan tarım ve sanayi üretimini nüfusun dörtte biri gerçekleştirebiliyor. İstihdam-talep-arz-istihdam döngüsünü kurmak için kalanların bir şey yapması lazım. O yüzden spor, sanat ve turizm gibi sektörleri önemsiyorum. Çalışan nüfusun tamamını tarım ve sanayide istihdam edemeyeceğiz. Daha fazla sayıda insanın spor yapması, bağlı sektörlerde çalışması, sporu pazarlaması ve bunun sonucunda birilerinin sporu izlemesi lazım. O yüzden sanırım 2009 boyunca bu köşeden spor yazacağım.
 
Taraftarlık Durumum
Futbolsuz bir hayat bilmiyorum. Babamın söylediğine göre 3-4 yaşlarından itibaren maça gitmişiz. Stadyum atmosferine bayılırım. Hayatta gittiğim maçların yarıdan fazlası taraftarı olmadığım takımların maçlarıdır. Sırf futbol aşkına. Bir de Es-Es’in yıllar süren ikinci küme serüveninden dolayı. Ama son yıllarda fazla maça gitmiyorum. Çirkinleşen ortamdan keyif almıyorum, stada rahat gidip gelemiyorum, doğru dürüst oturamıyorum bile. Ya yerimde biri oturuyor, ya önümde biri dikiliyor… Yani para vericem, alamıyorlar. Bir pazarlamacı olarak öncelikli derdim bu.   
 
Geçen sene “Kupa Sivasa Yakışır” başlıklı bir kampanya yapmıştık. Her ne olursa olsun futbolda Süper Lig kupasını bir Anadolu takımının alması şu dönem tek hayalimdir. Duygusal değil, rasyonel sebeplerle. O yüzden Sivas veya Trabzon kendi takımım Es-Es’i küme düşürüp şampiyon olsa bile buna  sevinirim. Çünkü bu tablo tüm Anadolu takımları için iyi bir örnek olacak, bir çok yönetici, teknik adam ve futbolcu bu hedefi daha “ulaşılabilir” görecek, ligdeki rekabet ve seviye artacaktır.
 
Aynı şekilde belediye takımlarının ve gereksiz/seyircisiz Ankara takımlarının düşmesi de sembolik açıdan iyi olacaktır. Türkiye’nin bir çok alanda önünü tıkayan Ankara’nın biraz daha devre dışında kalması ve Cavcav tüccarlığının artık prim yapmayıp yerine Anadolu’dan yeni vizyoner bakışların ortaya çıkması kulağa fena gelmiyor.